Aşağıdaki Tutuklama konulu çalışma Avukat Ömer KARTAL tarafından staj sürecinde hazırlanmıştır.
1.TUTUKLAMA KAVRAMI
Tutuklama şüpheli veya sanığın kişi özgürlüğünün yargıdan (hükümden) önce, hakim kararı ile sınırlandırarak tutukevi adı verilen yere konmasına tutuklama denir1.
Tutuklama anlaşıldığı üzere soruşturma ve kovuşturma evrelerinde verilebilen bir karardır. Tutuklama kararı tüm dünyada uygulanan önemli bir koruma tedbiridir. Tutuklama kararı, kişinin Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan hürriyet hakkını kısıtladığı için kuvvetli bir tedbirdir. Ülkemizde CMK da belirtilen şartların sağlanmadığı hallerde tutuklama kararı verilmesi gibi durumlar yargıda yaşanmıştır. Tutuklama kararı vermeden önce diğer koruma tedbirlerinin yeterli olabileceği gözönünde bulundurulmalıdır. Tutuklama kararı verilirken dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri ölçülülük ilkesidir. Kişinin yargılandığı suçun cezasının üst sınırı burada ölçülülük açısından belirleyicidir. Örnek vermek gerekirse üst sınırı 1 yıl olan bir suç için tutuklama kararı verilirse kovuşturma sürecinde geçecek süre bu üst sınırı aşabileceğinden bu karar ölçülülük ilkesine aykırı olacaktır. CMK md. 100/1 de ‚‘‘İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.‘‘ şeklinde ölçülülük ilkesi sağlanmıştır. CMK md. 100 de belirtilenCMK md. 100/1 de ‚‘‘Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.‘‘ şeklinde belirtildiği üzere kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut bir delil ve bunun yanında bir tutuklama nedeni tutuklama kararı için gereklidir. Tutuklama kararı bir tedbirdir. Tutuklama tedbiri cezalandırma amacıyla kullanılmaz. Kamuoyunun tutuklama kararlarına olan bakışı çok yanlıştır. Bir kişi yargılanırken verilecek tüm kararlar mevzuata ve hukuk ilkelerine uygun şekilde verilmelidir. Kamuoyunun yargının işleyişinden ve hukukun ilkelerinden bihaber bir şekilde yargıya tepki göstermesi konvansiyonel, dijital ve sosyal medyanın kamuoyunu yanlış yönlendirmesinden kaynaklanıyor olabilir. Tutuklama kararı tedbiren verilen bir karardır. Ancak medyada bir kişinin tutuklanma kararının haber olması o kişinin hükümlü gibi gösterilmesini ve üzerine atılı suçu işlediği sanki kesinmiş gibi algılanmasını sağlamaktadır. Bir kişinin tutuklanması suçlu olduğu anlamına gelmez. Tutuklanma kararının verilmesindeki amaçlardan biri de yargılama sürecinin zarar görmemesidir. Medyada kendine yer bulan bazı davalarda tutuklama kararının verilmediği hallerde kamuoyu tepki göstermektedir. Mahkemeler tutuklama kararlarını ellerindeki somut delillere ve tutuklama nedenlerinin varlığına göre vermektedir. Hukuk kamuoyunun tepkisinden üstündür. Kamuoyu yargıyı yönlendirme maksadı ile hareket etmemeli. Yargının bağımsız olduğu unutulmamalıdır.
2. TUTUKLAMA TEDBİRİNİN AMACI NEDİR?
Tutuklama şüpheli veya sanığın mahkemede hazır bulunmasını ve böylece kararın infaz edilmesini sağlamak ve maddi gerçeğe ulaşılmasını sağlamak için delillerin karartılmasını önlemek amacını güder.2
Uygulamada ‚‘‘ikrar temin etmek‘‘, ‘‘öc almak‘‘ veya ‘‘devletin gücünü göstermek veya sanığın kulağına küpe olmasını temin için korkutmak, toplumsal infiali yatıştırmak‘‘ amacıyla da tutuklama kararı verilebilmektedir.3
Tutuklama ülkemizde bir koruma tedbiri olmaktan çıkmış adeta bir cezalandırma aracı olarak uygulanmaktadır. Tutuklama kararlarının bu denli kolay verilmesi ülkemizde hukuku insan haklarını zedelemektedir. Tutuklama kararının verilmesi zorunlu değildir. Ancak katalog suçlar söz konusu olduğu zaman çok hızlı bir şekilde tutuklama kararı verilmektedir. Tutuklama koruma tedbiri olarak uygulanması gerekirken, ülkemizde gerçekleşen Fettullahçı Terör Örgütünün darbe girişiminden sonra kişilerin birbirleri üzerine attığı iftiralar sonucunda bir koruma tedbiri olmaktan çıkmış adeta bir silah olarak kullanılmıştır.
Ne var ki, tutuklama uygulamada yozlaşmış ve ceza adaletinin bir an önce gerçekleşmesine yönelik toplum beklentisini karşılamaya dönük bir kuruma dönüşmüştür.4
3. TUTUKLAMA KARARI
Tutuklama kararı verilebilmesi için belli şartlar sağlanmalıdır. 1) Sanığın huzurda bulunması, 2) Kuvvetli şüpheyi haklı kılan somut delillerin bulunması, 3) Tutuklama nedenlerinin bulunması, 4) Ölçülülük, 5) Muhakeme koşullarının gerçekleşmesi olarak 5 başlık altında ele almak mümkündür.5
A.Şüpheli veya Sanığın Huzurda Olması
Tutuklamaya karar verebilmek için şüpheli veya sanığın huzurda olması gerekir. Şüpheli veya sanık, yakalanmış (ve gözaltına alınmış) olabileceği gibi, çağrı üzerine gelmiş de olabilir.6 Şüpheli veya sanığın yokluğunda (CMK m. 193vs.), gıyabında (CMK m. 244 vd.) veya kaçaklığında (CMK m. 247 vd.) tutuklama kararı verilmesi kural olarak yasaktır. Böylece CMK ile gıyabi tutuklama kurumu, kaldırılmıl olup, şüpheli veya sanık hazır değilse, hakim veya mahkeme artık yakalama emri çıkaracaktır.7
B.Kuvvetli Şüpheyi Haklı Kılan Somut Delillerin Bulunması
Bu koşul CMK m. 100’de ‘‘kuvvetli suç şüphesinin varlığını gsteren somut delillerin bulunması‘‘ olarak ifade edilmiştir. Kuvvetli şüphe, tutuklama kararının verildiği ana kadar yapılan soruşturma sonucu elde edilen delillere göre, şüpheli veya sanığın fail veya suç ortağı olarak hukuka aykırı ve kusurlu br suç işlediği veya işlenmesine teşebbüs ettiği konusunda yüksek bir olasılığın mevcut olması demektir.8 Bu anlamda kuvvetli şüphe ceza soruşturmasına başlanması için aranan başlangıç şüphesi (basit şüphe) ve kamu davasının açılması için aranan yeterli şüpheden daha yoğun bir şüphe derecesini ifade etmektedir.9
Tutuklama için AİHS’ye göre ‘‘makul şüphe‘‘ bulunmalıdır. Bu anlamda ‘‘makul şüphe‘‘, söz konusu kişinin suçu işlemiş olabileceği konusunda objektif bir gözlemciyi iknaya yeterli olgu ve bilgilerin mevcut olmasını gerektirir.10 Bu nedenle şüpheye dayanak oluşturan herhangi bir olgu veya bilgi bulunmaksızın tutuklama kararı verilmesi AİHS m. 5’in ihlali sonucunu doğurur.11
C.Tutuklama Nedenlerinin En Az Birinin Bulunması
CMK m. 100/2’de iki tutuklama nedenine yer verilmiştir. Bunlardan iki, şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyanıran somut olguların varlığı (CMK m. 100/2-a), diğeri de şüpheli veya sanığın, davranışları ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ve tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunmasıdır(CMK m. 100/2-b).12
a.Tutuklama Nedenlerinin Varsayılması
CMK m. 100/3‘te katalog halinde sayılan bazı suçların işlendiğine veya işlenmesine teşebbüs edildiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe söz konusu olduğunda tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu varsayılmaktadır.13
Kanaatimizce işlendiği iddia edilen suçun cezasının ağırlığı veya niteliği tek başına şüpheli veya sanığın kaçacak olduğunu veya delilleri karartabileceğini göstermez. AİHM de bir sanığın kaçma tehlikesinin yalnızca söz konusu suçun önemli olmasına dayanarak açıklanamayacağına işaret etmektedir.14 Bu aynı zamanda, kaçma tehlikesinin mevcudiyetini ve kaçma olasılığının yargılanmak üzere gözaltında tutulmayı haklı çıkarmayacak şekilde düşük olduğunu teyit eden başka ilgili etkenlere göre değerlendirilmelidir.15
D.Ölçülülük
Tutuklama, kişi özgürlüğüne yönelik en ağır müdahaleyi oluşturduğu için, yasa koyucu, tutuklamaya karar verilmesini ağır koşulların gerçekleşmesine bağlı tutmuştur. Bununla tutuklamaya ancak istisnai durumlarda karar verilmesi ve ölçülülük ilkesinin göz önünde bulundurulması sağlanmak istenmiştir.16
a.Tutuklama Yasakları
Erişkinlerle ilgili olarak, 6352 sayılı kanunla değişik, CMK m. 100/4’e göre ‘‘sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vucüt dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez‘‘. Şüpheli veya sanığa birden fazla suç isnat edilmesi durumunda, tutuklama yasağı açısından hapis cezasının toplam süresi değil, her bir suçun gerektirdiği ceza ayrı ayrı göz önünde bulundurulmalıdır. Suç karşılığında öngörülen cezanın hapis ve adli para cezasının birlikte öngörülmes durumunda, hapis cezasının üst sınır göz önünde bulundurularak, tutuklama yasağının mevcut olup olmadığı değerlendirilmelidir.17
E.Muhakeme Koşullarının Gerçekleşmesi
Tutuklama ile ceza muhakemesinin amacı gerçekleştirilmek istendiğinden muhakemenin yapılması bir koşula bağlı tutulduğu ve bu koşulun gerçekleştirilmediği durumlarda tutuklama kararı verilemez18.
F.Adli Kontrol Tedbirlerinden Birine Hükmedilmesinin Mümkün Bulunmaması
Tutuklama, kişi özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturduğu için tutuklama ile ulaşılmak istenen amaca daha uygun bir tedbirle ulaşma olanağı varsa, tutuklamaya karar verilememesi, ölçülülük ilkesinin bir gereğidir.19 Ayrıca bu durum, Anayasa m.36 ve AİHS m. 6/2’de de düzenlenen adil yargılanma hakkının da temel ilkelerinden birini oluşturan suçsuzluk karinesinin doğal bir sonucudur. Işte CMK tutuklamanın amacını gerçekleştirmek üzere Fransız CMK’da yer verilen düzenlemelerden20 hareketle yeni bir koruma tedbiri olarak adli kontrol e yer vermektedir. Gerçekten CMK m. 109‘ a göre, bir suç nedeniyle yürütülen soruşturmada, tutuklama nedenlerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.21
4. TUTUKLAMANIN DIĞER KORUMA TEDBIRLERINDEN FARKI
Tutuklama, birçok yönden yakalama ve/veya gözaltına almadan farklıdır.22
Tutuklama için kuvvetli şüphe aranırken, yakalama için başlangıç şüphesi (basit şüphe) yeterlidir.
Tutuklama, münhasıran hakim kararını gerektirirken, yakalama ve gözaltına alma için hakim kararı aranmaz.
Yakalamada 24 saat gibi kısa bir süre öngörülmüşken tutuklamada 6 ay ve hatta uzatmalarla 7 yıllık sürelerin söz konusu olması da diğer önemli bir farktır.
Tutuklama, kişi özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturması nedeniyle gerek Anayasa ve gerekse uluslararası sözleşmelerle de düzenlenmiştir. Bu nedenle tutuklamaya, soruşturma hakim, kovuşturma evresinde ise, mahkeme karar verir. Cumhuriyet Savcının ise, böyle bir karar almaya yetkisi olmadığı, AİHM’nin yerleşik içtihatlarıyla açıklık kazanmıştır, aksi takdirde özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili AİHS m. 5/3 ihlal edilmiş sayılır23.
5.TUTUKLULUKTA GEÇECEK SÜRE
CMK m. 102 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir. O halde bu hallerde tutuklama süresi, uzatmalar dahil toplam 1 yıl 6 ayı geçemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuda mükemmel bir karar vermiştir. Buna göre,‘‘tutuklulukta geçecek süre başlığını taşıyan 102’nci maddenin birinci fıkrası‘‘ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır; ancak, bu süre zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir, hükmü taşımaktadır.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Burada uzatma süresinin toplamının üç yılı geçemeyeceği öngörüldüğünden, tutuklama süresi iki yıllık temel süre ile birlikte 5 yıldan fazla olamayacaktır.24
6.TUTUKLAMAYA İTİRAZ
İster hakim ister mahkeme versin, tutuklama ile ilgili verilen kararlara itiraz yolu açıktır. Mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilemez; ancak tutuklamanın temel hak ve özgürlükler açısından taşıdığı önem nedeniyle CMK tutuklamaya ilişkin kararları bu hükümden istisna tutmuştur (CMK m. 101/5, 267, 248/5.) CMK m.101/2, tutuklama, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkn kararları tutuklamaya ilişkin kararlardan saymıştır. Itiraz sırasında sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleşirse itiraz konusuz kalır25.
Cumhuriyet Savcısı da bu hükme dayanarak tutuklama isteminin reddine veya tahliye isteminin kabulüne ilişkin kararlara itiraz edebilir26.
Tutuklama isteminin reddi veya verilmiş tutuklama kararının geri alınması kararlarına karşı denetim muhakemesine gidilmiş olması sanığın salıverilmesine engel olmaz(CMK m. 101/4).27
Tutuklama nedenlerinin veya koşullarının ortandan kalkması durumunda tutuklama kararını veren hakim kendiliğinden veya istek üzerine tutuklama kararını geri alır.28
Cumhuriyet Savcısı, tutuklu bulunan şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hakiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve onun müdafii de aynı istemde bulunabilirler. Soruşturma evresinde Cumhuriyer Savcısı adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır(CMK m. 103). 29
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. Şüpheli veya sanığın tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine hakim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına, mahkemece verilmiş olsa dahi, itiraz edilebilir. Dosya bölge adliye mahkemesine ve Yargıtay’a geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re’sen de verilebilir(CMK m.104)30
Salıverilme istemi üzerine, merciince Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adli kontrol uygulanmasına karar verilir. CMK m. 103/1 c.1 uyarınca yapılan istemler(Cumhuriyet Savcısı, şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını istemesi) hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara mahkemece verilse dahi itiraz edilebilir(CMK m. 105).31
Salıverilmeden önce şüpheli veya sanık, yetkili yargı merciine veya tutukevinin müdürüne adresini veya telefon numarasını bildirmekle yükümlüdür. Şüpheli veya sanığa soruşturmanın veya kovuşturmanın sona erdirileceği tarihe kadar, yeniden beyanda bulunmak suretiyle veya iadeli taahhütlü mektupla önceden verdiği adreslerdeki her türlü değişiklikleri bildirmesi ihtar olunur; ayrıca, ihtara uygun hareket etmediğinde, önceden bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı bildirilir. Bu ihtarların yapıldığını belirten ve yeni adresleri içeren tutanak veya tutukevi müdürünün düzenleyeceği belgenin aslı veya örneği yargı merciiğine gönderilir(CMK m.106). 32
7.TUTUKLUNUN HAKLARI
5275 sayılı CvGTİK’da tutukluların hak ve yükümlülükleri de düzenlenmiştir.(CvGTİK m. 114 vd.). burada önce haklardan sonra da yükümlüklerden kısaca söz etmekte yarar vardır33.
Müdafii Yardımından Yararlanma Hakkı
Tutuklu, savunması için istediği müdafii seçmek ve görevlendirmek hakkına sahiptir. Her dereceden kurum göevlileri bu hususta tutukluya tavsiyelerde bulunamaz.34
Özel kanunda yer alan hükümlüler saklı olmakla birlikte, tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz (CvGTİK m. 114).35
Buna karşılık,
Tehlikeli halde bulunan,
Delil karartma tehlikesi olan,
Soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini tehlikeye düşüren
Suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan tutuklu; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hakim veya mahkeme kararıyla;
a. Tek başına, sıkı bir rejim altında muhafaza edilebilir ve kaldığı oda kamera ile izlenebilir.
b. Belirli süre ile dışarıyla ilişkisi, ziyaretçi kabulü ve telefon görüşmeleri kısıtlanabilir.
c. Gerekiyorsa kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyici biçimde hazırlanmış özel bir odada barındırılabilir ve kaldığı oda kamera ile izlenebilir.
d. Saldırganlık göstermesi halinde belirli süreyle kelepçelenebilir veya hareketleri engellenebilir. Nihayet,
e. Yüksek güvenlikli bir kuruma nakledilebilir.36
B. Ziyaretçi Kabul Hakkı
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hakim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selameti bakımından tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar koyabilir.37
Haberleşme Hakkı
Tutukluların haberleşme hakkı vardır; ancak, yazılı haberleşmeleri ile telefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hakim veya mahkemesince kısıtlanabilir.38
Çalışma Hakkı
Tutuklulardan çalışmaları istenebilir; ancak, buna mecbur tutulamazlar. Tutuklular istediklerinde idare, barındırıldıkları odalarda çalışmalarına izin verebilir. Odada çalışma imkanı yoksa tutukluların iş yerlerinde çalışmalarına da izin verilebilir. Bu takdirde kendileri hakkında çalışmakta olan hükümlülere aşt rejim uygulanır.39
1 Öztürk, Tutuklama Sebepleri, MBD Ocak 1988, s. 2
2 Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi, s.326
3 İnci, Tutuklama, s.28; Mahmutoğlu, İnsan Hakları Açısından Tutuklama ve Türk Hukuku, Kunter’ e Armağan, İstanbul 1998, s. 160
4 İnci, Tutuklama, s. 29
5Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, s.757
6 Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi, s.326
7 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 467
8 İnci, Tutuklama, s.77; Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi, s.327
9 Graf, JA 2012, s.262
10 AİHM’nin İtalya’ya karşı 6.4.2000 tarihli Labita kararı, no. 155
11 Demko, Daniela, Der hinreichende Tatverdacht nach Art. 5 Abs. 1 lit c EMRK bei ‘’conventional’’ und ‘’terrorist crime’’, HRRS-Ausgabe Marz 2004, s. 95 vd.
12 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 469
13 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 471
14 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 473
15 AİHM’nin 8.6.1995 tarihli Yağcı ve Sargın kararı
16 Nuhoğlu, Tutuklama, s 179
17 Hakeri/Ünver, Ceza Muhakemesi, s. 184
18 Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi, s. 757
19 Hakeri/Ünver, Ceza Muhakemesi, s. 195
20 Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi, no. 49.1
21 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 491
22 İnci, Tutuklama, s. 27 vd.
23 Bkz. 4.12.1979 tarihli Schisser-İsviçre kararı (Seria A, no.34); 23.10.1990 tarihli Huber-İsviçre kararı(Seria A, no.188) ve 23.11.20210 tarihli Moulin-Fransa kararı (Başvuru no.37104/06)
24 Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi, s. 775
25 Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi, s. 339
26 Karagülmez, TBBD 2005, s. 129 vd.
27 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 484
28 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 484
29 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 484
30 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 484
31 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 485
32 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 485
33 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 488
34 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 488
35 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 488
36 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 489
37 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 489
38 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 489
39 Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma Gezer/Saygılar Kırıt/Alan Akcan/Özaydın/Erden Tütüncü/Altınok Villemin/Tok, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 489